Arama
                               
 

 
 
 
İşleriniz Nasıl ?


Evet, çok memnunum
Daha iyi olabilir
Vasat buluyorum
Çok kötü buluyorum
 
 
Bursa'da
Hava
BURSA
 
TCBM Döviz Kurları
  BIST 100* 79.417 -0,10  
  USD 2,2335 -0,22  
  EURO 2,8285 -0,04  
  GBP 3,5902 0,16  
  EURO/USD 1,2670 0,17  
  Bile?ik Faiz 8,77 0,23  
  Garbo Uzun 424,14 -0,76  
  Cumh.ALTIN 590,89 -0,02
 
Ahilik Özellik ve Fonksiyonları

GENEL OLARAK

Ahîlik kurumu üyelerinin toplum içinde güçlü ve güvenilir kişiler olabilmeleri için, bu örgüte ilk girişten başlayarak bazı özellikleri benimsemeleri gerekir. Ahîlik''te birey, basitten karmaşığa doğru yol alır. Önce fetâ (yiğit), sonra Ahî, en sonunda şeyh olur. Ancak, şeyhlik makamına çok az kişi ulaşır.

FETA''NIN ÖZELLİKLERİ

Ahîlik örgütüne yeni girende şu özellikler aranır(1):
- Sıdk
- Sefâ
- Emanet
- Takvâ
- Kerem
- Mürüvvet
- Hayâ

Bu özelliklere sahip olanlar fetâ''lığa kabul edilirler. Bunlara sahip olmayanlar ahilik kurumuna alınmazlar.

DİPNOT
1. Burgazî, "Fütüvetnâme", (Çev. Gölpınarlı, A.), İ.Ü. İktisat Fakültesi Mecmuası, Cilt XV, Sayı 1-4, İstanbul, 1954, s. 124.

AHİ''NİN ÖZELLİKLERİ

Fetâ''nın bütün özelliklerini taşıyan bir kişinin Ahî olabilmesi için şu şartları da taşıması gerekmektedir(1):

- Cömertlik
- Namazını kazaya bırakmaması
- Hayâ ve edep sahibi olması
- Dünyayı terk etmesi
- Helal kazanç
- İlim sahibi olması
- Büyüklerin (devlet adamları) kapısına gitmemesi

Bu şartlara sahip olup, Ahî olan kişinin dört nesnesi açık ve üç nesnesi kapalı olmalıdır(2):

Açık olmaları gerekenler:
1. Gönlü açık olmalı
2. Kapısı açık olmalı
3. Eli açık olmalı
4. Sofrası açık olmalı

Kapalı olmaları gerekenler:
1. Gözü kapalı olmalı
2. Dili kapalı olmalı
3. Şalvarı kapalı olmalı

DİPNOTLAR
1) Burgazî, "Fütüvetnâme", (Çev. Gölpınarlı, A.), İ.Ü. İktisat Fakültesi Mecmuası, Cilt XV, Sayı 1-4, İstanbul, 1954, s. 125-126.
2) A.g.e., s. 132, Şapolyo, E.B., a.g.e., 1964, s. 235.

AHİLİĞİN AFETLERİ

Ahlak özelliklerden bazılarını kaybeden ahilerin, Ahîlik yolundan ayrılmış olacakları fütüvvetnâmelerde geniş bir şekilde yer almaktadır. Ahlâkî davranış bozuklukları Ahîlik kurumunda afet olarak kabul edilir ve bunlarla mücadele edilir. Kişiyi Ahî''likten düşüren afetler şunlardır(1):

- İçki içmek
- Zina etmek
- Livata etmek
- Gammazlık
- Münafıklık
- Kibir
- Hased
- Kin
- Yalancılık
- Va''dinde (sözünde) durmamak
- Hıyanet
- Namahreme bakma
- Ayıp arama
- Nekeslik
- Gıybette bulunma
- Bühtan
- Hırsızlık
- Haram yemek

Görüldüğü gibi; Ahîlik müessesesinde afet olarak sayılan ahlâk bozuklukları, aynı zamanda toplum düzenini sarsan, hatta toplumların yok olmalarına sebep olan hastalıklardır.

DİPNOT
1) Nâsırî, "Fütüvetnâme", (çev. A. Gölpınarlı), İ.Ü. İktisat Fakültesi Mecmuası, Cilt. II, İstanbul, 1950, s. 223-225.

AHİLİĞE KABUL EDİLMEYENLER

Fütüvvetnâmelerde kimlerin Ahîliğe kabul edilmeyecekleri açıklanmıştır (1). Ahîliğin kapısının iyi, ahlâklı olan herkese açık olduğu belirtilmiştir. Ahîliğe kasap gibi kan dökücüler, Tellal gibi bağırıp çağıranlar, Avcılar gibi hileye başvuranlar vs. alınmaz. Ahîliğe kabul edilmeyenler şu şekilde sıralanmıştır(2):

- Kafirler
- Münafıklar
- Müneccimler
- İçki içenler
- Dellaklar
- Pişe-gar (sözünde durmayanlar)
- Kasaplar
- Cerrahlar
- Amel-dârlar
- Seyyad (Avcılar)
- Mühtekirler
- Kemgözlüler
- Ayıp arayanlar
- Cimriler
- Gıybet edenler
- Bühtan kılanlar (iftiracılar, yalancılar)

DİPNOTLAR
1) Nâsırî, a.g.e., 1950, s. 315-317; Burgazî, a.g.e., 1954, s. 121-123.
2) Gölpınarlı, A., a.g.e., 1950, s. 53.

FETA''NIN AHİYE KARŞI GÖREVLERİ

Ahîlik örgütünde, özellikle tasavvuf hayatının egemen olması nedeniyle ilişkiler belirli prensiplere dayanmakta ve bu prensiplere uymak üyeler için görev kabul edilmektedir. Buradan hareketle Ahîliğe yeni girenlerin (feta) Ahîsine karşı görevleri şu şekilde sıralanabilir(1):

- Fetâ, Ahîsinin dediklerine uymalı, istediklerini yapmalıdır.
- Fetâ, Ahîsinin hiçbir sözüne karşı çıkmamalıdır.
- Ahî''nin yanında terbiyeli durmalı, uygunsuz hareket etmemelidir.
- Fetâ, mümkün olduğu kadar Ahîsine yakın olmalıdır.
- Fetâ, Ahîsinden utanmalı ve korkmalıdır.
- Fetâ, Ahîsine hizmet etmelidir.
- Fetâ, Ahîsini herkesten çok sevmelidir.

DİPNOT
1) Burgazî, a.g.e., 1954, s. 127.

AHİ'NİN FETA'YA KARŞI GÖREVLERİ

Fetâ''nın Ahîye karşı görevleri olduğu gibi, Ahî''nin de Fetâya karşı görevleri vardır. Bu görevler şunlardır(1):

- Ahî, fetâ''ya örgütün kural ve erkânını öğretmelidir.
- Ahî, fetâ''ya ibadetlerini yapabilmesi için gerekli olan dini bilgileri tam olarak (ibadet, iman, muamelat) öğretmelidir.
- Ahî, fetâ''yı öyle yetiştirmelidir ki, başkaları fetâyı gördüklerinde, "onu falan Ahî yetiştirdi" dedirtmelidir.
- Ahî, fetâ''ya sanatının en küçük inceliklerini öğretmelidir.
- Ahî, fetâ''yı karanlıktan aydınlığa götürecek ilme sahip kılmalıdır.

DİPNOT
1) Burgazî, a.g.e., 1954, s. 128.

ŞEYHİN ÖZELLİKLERİ

Ahî birliklerinin piri durumundaki Şeyh, tasavvuf hayatıyla ilgili süreçleri (seyr-u suluk) tamamlamış olmalıdır. O, özellikleriyle yol gösterici ve öğretici durumundadır. Ahîliği gerektiren bütün özelliklere sahiptir.

AHİLİĞİN FONKSİYONLARI

GENEL OLARAK

Ahîlik örgütünün oluşumunda ve yayılmasında Yesevî tarikatı ve fütüvvet düşüncesi kadar, Fahreddin Razi''nin tedris halkası da etkili olmuştur. Gerçekte bir liderin örgüt kurmasında en etkin rolü, onun düşüncesidir. Liderin düşünceleri, örgütün prensipleri ve görevleri haline gelir.

Ahî Evren''in öğütlediği fikirler, Ahîliğin fonksiyonları haline gelmişlerdir. Ahî Evren''in öngördüğü amaçlara ulaşılabilmesi, ancak çok fonksiyonlu bir örgütle gerçekleşebilirdi. Bu sebepledir ki Ahî Evren, çok fonksiyonlu bir örgüt oluşturma yoluna gitmiştir. Ahî Evren tarafından oluşturulan Ahîlik örgütünün fonksiyonları, dinî-ahlâkî, askerî, siyasî, sosyal ve kültürel olmak üzere beş kategori şeklinde sıralanabilir.

DİNİ FONKSİYONU

Ahîlik, ortaya çıktığı ve yayıldığı dönemlerde tamamen bir tarikat görünümündedir. Bu devirde Anadolu''ya yerleşen bütün sosyal grupların görevi, yerleştikleri bölgeleri İslâmlaştırmaktı. Bu sebeple Ahîliğin çatısı altında toplananların amaçlarından birisi, hatta en önemlisi buydu. Ahîlik, bu fonksiyonunu, "esnaf teşkilatına" dönüştükten sonra da sürdürmüştür.

Devrin örgütlenme modeline uygun olarak geliştirilen Ahilik, dinî ayin ve erkâna önem vermiştir. Ahîliğe girişte ve yükselmelerde -Fetâ''lıktan Ahî''liğe, Ahîlikten şeyhliğe veya çıraklıktan kalfalığa, kalfalıktan ustalığa- bir takım dinî semboller ve ifadeler yer almıştır.

Ahîliğin dinî fonksiyonunu, "Ahî''nin fetâya karşı görevleri"nde en açık şekilde görülmektedir. Ahî, fetâ''ya dinî görevlerini yerine getirmesi için tüm bilgileri öğretmek durumundadır(1).

DİPNOT
1) Burgazî, a.g.e., 1954, s. 128.,

ASKERİ FONKSİYONU

Anadolu''nun Türkleşmesinde ve İslâmlaşmasında çok önemli rol oynayan Ahîlik kurumu, görevlerini yerine getirebilmek için askerî bir fonksiyon da taşıyordu. Ahîler, cihat idealine sahip oluşları nedeniyle, askerî özelliklere de sahiptiler. Onlar, devlet fetihle meşgul olurken, içeride emniyet ve asayişi sağlıyorlardı. Ahîliğin askerî fonksiyonu, Osmanlı Beyliği''nin devletleşmeden ve kurumlaşmadan önceki dönemine rastlar. Uzunçarşılı, Ahîlerin beylikler dönemindeki askerî fonksiyonlarını şöyle anlatır:

"Bu beylikler dahilindeki Ahîlerin de askerî teşkilata benzer silahlı teşkilatları olduğu malumunuzdur... Mamafih bunlar, ordu kuvveti olmayıp, mahallî muhafaza kuvvetidir(1)."

Ahîlerin sahip oldukları askerî güç, nizâmî bir ordu kuvveti değildi. Ahîler, başlarında reisleri olduğu halde iç karışıklıklara ve uçlardaki ayaklanmalara karşı bölükler oluşturmuşlardı.

Ahîlerin askerî bir fonksiyonu; Anadolu Selçukluları döneminde saltanat kavgalarında taraf olmaları, Moğol idaresi ve onları benimseyenlerle savaşmaları ve Osmanlı Devleti''nin kuruluşunda faal rol oynamaları olaylarında da kendini göstermektedir(2).

DİPNOTLAR
1) Uzunçarşılı, İ.H., "Anadolu Beylikleri ve Akkoyunlu Karakoyunlu Devletleri", Ankara, 1967, s. 204.
2) Köprülü, M.F., a.g.e., 1927, s. 153-160.

SİYASAL FONKSİYONU

Ahîlik kurumu, ilk kurulduğu dönemde, bir takım siyasal fonksiyonlara da sahipti. Ahîliğin, o dönemde siyasal bir rol oynaması gayet olağandır. Çünkü, o devirde, sultanlar ve beyler güçlerini korumak ve itibarlarını devam ettirmek için tarikat pirlerinin güçlerinden yararlanma yoluna giriyorlardı. Nitekim Ahî Evren de, Anadolu''ya gelişinde Selçuklu Sultanı''ndan büyük iltifat görmüştü.

Siyasal otoritenin tam gelişmemiş olduğu dönemlerde ve özellikle Moğol istilaları sırasında, Ahîlik örgütü, yerel siyasal otorite olarak çıkar karşımıza. İbn Batuta, seyahatnâmesinde bu durumu şöyle açıklar:

"Bu ülke (Kayseri) törelerinden biri de, bir şehirde hükümdar bulunmadığı takdirde, Ahîlerin hükümeti yönetmeleridir. Ahî, kudreti ölçüsünde geleni gideni ağırlar, giydirir, altına binek çeker, davranışları, buyrukları, binişleri ile aynen hükümdarı andırır(1)."

Devlet otoritesinin zayıfladığı yerlerde Ahîlerin siyasal fonksiyonu daha açık bir şekilde ortaya çıkmıştır.

Osmanlı merkezî otoritesinin kuruluşu sırasında meydana gelen yönetim kademelerinde genellikle Ahîler görevlendirilmiştir. Bu durum Ahîlerin siyasal faaliyetlerdeki etkinliğini ortaya koymaktadır(2).

Osmanlı İmparatorluğunun kuruluşu tamamlandıktan ve devlet kurumları oluşturulduktan sonra, Ahîlerin siyasî etkilerinin azaldığı, sadece esnaf kesiminde kısmen devam ettiği görülür.

Sonuç olarak; Ahîliğin siyasal fonksiyonu dönemin şartlarına göre artmış veya azalmıştır. Merkezî yönetim kuvvetli olduğu zamanlarda Ahîliğin siyasal fonksiyonu zayıflamış, bunun zıddı durumlarda ise artmıştır.

DİPNOTLAR
1) İbn Batuta, a.g.e., 1971, s. 25.
2) Güllülü, S., "Ahî Birlikleri", İstanbul, 1977, s. 118.

SOSYAL FONKSİYONU

Ahîliğin en önemli yönlerinden birisi de kuşkusuz, sosyal yardımlaşma ve dayanışmadır. Ahîlik kurumunda kuvvetli bir şekilde görülen sosyal yön, Kur''an''a dayanmaktadır. Kur''an, insanlara, iyilik üzerinde yardımlaşmalarını ve kötülük üzerinde yardımlaşmamalarını öğütlemektedir. Bu sebeple sosyal yardımlaşma duygusu Ahîlerde son derece gelişmiştir. Ahîlerdeki sosyal dayanışma geleneği bazı bölgelerimizde günümüze kadar devam etmiştir(1).

Ahîliğin sosyal fonksiyonu, dinî inanç ve sembollerle belirlendiği için, bunlar arasında kin ve düşmanlık tohumlarının yeşermesi mümkün değildi.
Sosyal düzen aleyhinde faaliyetin olmayışı, Ahîler arasında yaygın, dinî ve tasavvufî düşüncelerden kaynaklanan, dayanışmacı ve başkasını düşünücü sosyal kuralların varlığıyla açıklanabilir(2).

Ahîliğin sosyal fonksiyonu, sosyal ahlâka dayanır. Ahîliğin ahlâk prensipleri "bireyci" değil, bireyin toplum içerisinde kişiliğini koruyacak şekilde "toplumcu"dur. Ahîliğin sosyal fonksiyonunun prensipleri gereğince ne birey topluma, ne de toplum bireye ezdirilmiştir. Ahîliğin sosyal dayanışma ruhu sayesinde, "... devletin hiç bir tesiri olmadan; şehir esnafı ve halkı, kendi kendisini idare ediyor, en küçük bir suistimal, yolsuzluk ve ananeye aykırı harekete fırsat verilmiyordu(3)."

Ahîler, kendilerine uyanlara sosyal dayanışma ruhunu kazandırmak için, bunları müesseselerine bağlamışlar, kendi bünyelerinde yardımlaşma sandıkları kurmuşlardır. Ahîler aralarındaki dayanışma ve sosyalleşmeyi bütün faaliyetlerine yaygınlaştırmaya çalışmışlardır.

Ahîliğin sosyal fonksiyonu, dayanışma kadar kontrol özelliklidir. Ahîler kendi kendilerini kontrol ederek toplum düzeninin korunmasına yardımcı olmuşlardır.

DİPNOTLAR
1) Aksoy, M., "Gezek Geleneği", Töre Dergisi, Sayı 113, Ankara 1980, s. 41.
2) Yaman, A., "Osmanlı Toplumunda Ticaret ve Zanaatin Organizasyonu", Gerçek Dergisi, Cilt II, Sayı 6, İstanbul, 1974, s. 29.
3) Turan, O., Türk Cihan Hâkimiyeti Mefkûresi", Cilt 2, İstanbul, 1969, s. 21.

KÜLTÜREL FONKSİYONU

Ahîliğin kültürel faaliyetlerin olduğu bilinen bir konudur. Tezgah başında ve atölyelerde sanat öğrenen örgüt üyeleri, zaviyelerde de diğer eğitimlerini tamamlayıp, toplum içerisinde kabul edilebilir davranışlara sahip aydın ve itibarlı kişiler oluyorlardı.

TC Kimlik No Sorgulama
2009 Bursa Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ©